Türkiye’nin ekilebilir tarım arazisi 24 milyon hektar. Bunun ancak 5 milyon hektarı sulanabiliyor. Kalan 19 milyon hektarın yaklaşık 4 milyonu ekilmiyor. Kalan 15 milyon hektarın yarısında buğday ekilir.

Türkiye buğdayda kendi kendine yeterli bir ülke. Ancak üretimin rekor düzeyde olduğu 2013’te de, üretimin dibe vurduğu 2007’de de buğday ithal edildi.

Buğdaya dayalı ürünler, özellikle ekmek ve unlu mamullerdeki tüketimi çok yüksek olan Türkiye için buğday üretiminin büyük önemi var.

Üretim ortalama 17-22 milyon ton aralığında. Kuraklığın etkili olduğu yıllarda üretim düşüyor, hava koşulları iyi olduğunda ise artıyor. Son 10 yıllık döneme bakıldığında en yüksek üretim 22 milyon tonla 2013 yılında, en düşük üretim ise 17,2 milyon ton ile kuraklığın çok etkili olduğu 2007 yılında gerçekleşti. 2014’te ise 19 milyon ton oldu.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülke nüfusu artıyor. Buğday ekim alanları ise daralıyor. Buğday üretimi de 30 yıldır yerinde sayıyor.

Ülkenin yıllık buğday ihtiyacı da yaklaşık 19 milyon ton. Bu yönüyle bakıldığında üretimdeki dalgalanmaya rağmen ihtiyacın tamamı yurtiçinden karşılanabilir. Başka bir deyimle Türkiye buğdayda kendi kendine yeterli bir ülke. Ancak üretimin rekor düzeyde olduğu 2013’te de, üretimin dibe vurduğu 2007’de de buğday ithal edildi.

Neden ithalat yapılıyor?

İthalatın farklı gerekçeleri sıralanıyor. Deniyor ki, yerli buğday istenilen kalitede değil, bu nedenle ithalat yapılıyor. Bir başka iddia ise, buğday üretim verileri gerçekçi olmadığı için üretim ihtiyacı karşılamıyor ve bunun için ithalat yapılıyor. Bir başka önemli gerekçe ise, un ihracatı için ithalat yapıldığı yönünde.

Bu gerekçelerin hepsinde doğruluk payı var. Özellikle makarna üreticileri kaliteli durum buğdayının bir bölümünü ithal etmek zorunda.

TÜİK verileri ile Uluslararası Hububat Konseyi (IGC) ve ABD Tarım Bakanlığı‘nın (USDA) verileri arasında ortalama 3 milyon ton fark var.

İthalat büyük oranda Bakanlar Kurulu Kararı ile Toprak Mahsulleri Ofisi‘ne (TMO) verilen yetki çerçevesinde yapılıyor. 2014 yılında TMO’ya 2,5 milyon ton buğday ithalat yetkisi verildi. Ayrıca,Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında özel sektör de ithalat yapıyor. İthal edilen buğday işlendikten sonra un olarak ihraç ediliyor. DİR kapsamında ithal edilen buğdayın iç piyasaya sunulduğu iddiası her dönem tartışılıyor. İthalatta yüzde 135 gümrük vergisi olduğu dikkate alındığında DİR kapsamında vergisiz ithal edilen buğdayın iç piyasada satılmasının çok kârlı bir iş olduğu görülür.

Gerekçesi ne olursa olsun, TÜİK’e göre, her yıl 4 milyon ton buğday ithal ediliyor. Buğday ihracatı ise çok istikrarsız. 2011’de 5 bin ton, 2012’de 116 bin ton ve 2013’te 275 bin ton ihracat yapıldı. Un ihracatında ise Türkiye dünyada ilk iki ülkeden biri. Kazakistan ile yarışıyor. Bazı yıllar ilk sırada, bazı yıllar ikinci sırada yer alıyor. Yıllık un ihracatı ortalama 2,5-3 milyon ton.

Tahıl ve ekmek fiyatı neden artıyor?

Üretim, ithalat ve un ihracatı verileri değerlendirildiğinde tahıl fiyatının ülke için ne denli önemli olduğu görülüyor. Dahası, ekmek ve unlu mamul tüketimi yaygın olan Türkiye’nin tahıl fiyatı konusunda çok duyarlı olması doğal. Çünkü tahıl fiyatındaki artış doğrudan ekmeğe ve tüketicinin sofrasına yansıyor.

Hasadın yoğun olduğu ve çiftçilerin ürünü en hızlı biçimde piyasaya arz ettiği mayıs-ağustos döneminde fiyat genellikle düşük seyreder. Özellikle hasat öncesi TMO’ya verilen sıfır gümrükle ithalat yetkisi fiyatın düşük oluşmasına neden olur. İthalat sopası sürekli olarak üreticinin üzerinde. Buğday üreticinin elinden çıktıktan sonra fiyat artmaya başlar. Bu nedenle buğday fiyatında özellikle hasattan sonra artış olmasının çiftçiye bir yararı yok. Ayrıca, fiyat artışı ekmeğe yansıdığı için faturayı tüketici, yani halk ödüyor.

Bu çarpık piyasa düzeni nedeniyle çoğu zaman tahıl ve dolayısıyla ekmek fiyatındaki artış, dünya piyasaları ile ters orantılı bir seyir izliyor. Kuraklığın etkili olduğu bu üretim sezonunda da böyle bir süreç yaşanıyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Küresel Gıda Fiyat Endeksi’ne göre son dört yılda gıda fiyatları düşüyor. Örgütün Tahıl Fiyat Endeksi‘nde ise Rusya’nın buğday ihracatına getirdiği sınırlama nedeniyle Aralık’ta bir miktar yükselmesine rağmen 2014 yılında yüzde 12,5 oranında geriledi. Türkiye’de ise Merkez Bankası verilerine göre, 2013 yılında tahıl ve ekmek fiyatındaki artış yüzde 9,7 olurken, 2014’te yüzde 14,8 oranında arttı. Bu artış sadece kuraklıkla ve üretimdeki düşüşle açıklanabilir mi?

Birçok tarım ürününde olduğu gibi tahıl ve ekmek fiyatındaki artışın ekonomik nedenlerin yanı sıra spekülatif olarak artırıldığı söylenebilir.

Çarpık piyasa düzeni nedeniyle çoğu zaman tahıl ve dolayısıyla ekmek fiyatındaki artış, dünya piyasaları ile ters orantılı bir seyir izliyor. Kuraklığın etkili olduğu bu üretim sezonunda da böyle bir süreç yaşanıyor.

Aralık ayında Rusya’nın buğday stoklarını korumak amacıyla ihracata getirdiği kısıtlamalar dünya tahıl piyasasını olumsuz etkiledi. Bu nedenle yıl boyunca düşüş kaydeden dünya tahıl fiyatı Aralık’ta azda olsa yükseldi. Türkiye bu kısıtlamalardan muaf tutulmasına rağmen iç piyasada “Rusya ihracatı durdurdu” denilerek tahıl fiyatı artırıldı. Dünya piyasalarının etkilendiği bir ortamda yılda yaklaşık 4 milyon ton buğday ithal eden Türkiye’nin de olumsuz etkilenmesi bekleniyor. Çünkü, Rusya’nın kararı dünya fiyatlarını artıracağı için ithalatçı olan Türkiye daha pahalıya buğday alacak.

Dünya buğday üretiminde en önemli ülkelerden biri olan Rusya’nın yıllık üretimi ortalama 55-60 milyon ton seviyelerinde. İhracatı ise 17 milyon ton düzeyinde. Dünya buğday ihracatındaki payı yüzde 10’un üzerinde. Bu nedenle Rusya’nın buğday ihracatındaki kısıtlamaları dünya piyasalarını olumsuz etkileyecektir.

Türkiye, İran ve Mısır’ın bu kısıtlamalardan muaf tutulmasına rağmen Rusya’nın bu kararı Türkiye’de de buğday fiyatını artırabilir. Fiyat artışından ise hem tüketicinin sofrasındaki ekmek, hem de un sanayicileri ve un ihracatı olumsuz etkilenebilir. Hatırlanacağı gibi, Rusya, 2008 ve 2010 yıllarında da kuraklık nedeniyle buğday ihracatına kısıtlama getirmiş ve Türkiye’de de fiyatlar yükselmişti.

Özetle, 2014 yılında yaşanan kuraklık ve buna bağlı üretimin azalması, Rusya’nın buğday ihracatına kısıtlama getirmesi tahıl ve ekmek fiyatını artırabilir. Ancak, yoğun kar yağışı ve yağmurun etkisi ile 2015 buğday için olumlu sinyaller veriyor. Bugünkü koşullar devam ederse 2015’te kuraklık yaşanmayacağı ve üretimin artacağı beklentisi ile fiyat artışı 2014’ün gerisinde kalabilir.

Ali Ekber Yıldırım, ‘Dünya’ Gazetesi Tarım Yazarı ve ‘4 Mevsim Tarım’ Dergisi Yayın Yönetmeni. Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Dünya gazetesinin çeşitli kademelerinde görev yaptı. 1996’dan beri çalışmalarını tarım alanında yoğunlaştırarak bu konuda uzmanlaştı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Nezih Demirkent Özel Ödülü dahil olmak üzere ekonomi gazeteciliği ve tarımla ilgili yazılarından dolayı çok sayıda ödül aldı.

Twitter’dan takip edin: @tarimyazari

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.