Anasayfa » KÖŞE YAZILARI » Ekmek Baharı

Ekmek Baharı

Ekmek Baharı
Günümüz coğrafyasında, sınırlar çok keskin olmaya başladı hatta ülkeler içinde bile sınırlar çizilmeye başlandı. Önceleri aynı ülkenin vatandaşı olan insanlar şimdilerde farklı ülkelerin vatandaşı konumunda olabilmekte. Ülkemizin etrafında hatta çok yakınımızdaki ülkelerde, yakın tarihlerde yaşanan siyasal çekişmeler ve dünya lideri olma yarışı neticesinde birçok halk ve ülke dengeleri sarsılmış durumda. Osmanlı İmparatorluğunun çatısı altında uzun süre beraber yaşamış olmanın doğal neticesi olarak kültürlerimiz ve geleneklerimizin çok yakın olduğu ülkeler bundan en çok etkilenmiş durumda maalesef. Yıllardan beri hep kaynayan kazan olan Ortadoğu’da, tarihinde hep sömürüyle karşı karşıya kalmış Kuzey Afrika’da ve Avrupa ile aralarındaki karasal bağlantı konumunda bulunan Türkiye’de, ortak birçok nokta bulabilirsiniz. Halkların birbirine olan benzerliği, kardeşliği, dillerin iç içe geçmiş olması, dinî benzerlikler vs. Fakat ekmeklerimizin de bu kadar benzer olması ve toplumların genel yapısı ile ekmekler arasında bu kadar bağlantı olacağı hiç aklınıza gelir miydi? Yeni Dünya düzeninden ekmekler bile nasibini aldı!
Afganistan Ekmeği Afganistan, resmi adıyla Afganistan İslam Cumhuriyeti Asya’da denize sınırı olmayan bir ülkedir. Orta Asya’da bulunur ama etnik ve kültürel bağlarından dolayı bazı kaynaklar tarafından Orta Doğu’da kabul edilir. Afgan halkı başta Peştun, Tacik, Hazara, Özbek, Aymak, Türkmen, Beluci olmak üzere farklı halklardan oluşur. Bu farklılık ekmeklerinde de göze batar. Bir mahalle fırınından kesit.
Afganlar ekmeğe ‘nan’ derler. Temel pişirme ekipmanları silindirik bir fırın, ya da oval veya dikdörtgen tandırdır. Afgan fırıncılar tandır duvarından ekmek çekmek için iki uzun demir maşa kullanır. Bu hareket size ABD’nin, bu ülkenin kaynaklarını sömürmek için kullandıkları terör ve El-Kaide maşasını anımsatmadı mı? Afganistan’da ekmekler plastik kasalarda değil de batı ülkelerinin aksine, bez torbalarda taşınırlar. Bu da size Afgan kadınların giymek zorunda oldukları ‘burka’ları hatırlatmadı mı? Afganlar yemek yiyebilmek için ellerini kullandıklarından; ekmek çatalıdır, kaşığıdır Afganlının. Bu yüzden ekmekleri yassı ve sert kabukludur. Ayrıca hamuru işlerken yaptıkları tırnaklama işleminden sonra ekmekte oluşan delikler sanki kurşun yağmuruna tutulmuş bir hedef tahtası gibi delik deşiktir. Afganistan’ın yakın tarihini bu ekmekte görebiliyorsunuz adeta.
Mısır Ekmeği (Aesh Baladi) Mısır medeniyetin beşiği olan Ortadoğu’da bulunan bir ülkedir. Uzun yıllar Osmanlı hâkimiyetinde kalan Mısır’da ekmek çok önemlidir. Çünkü halkın çoğunluğunun gelir seviyesi düşüktür. Yeterli olarak alabildikleri temel ihtiyaçlarının başında gelir ve adına ‘Aesh Baladi’ denir.
Diğer Ortadoğu ülkeleri kadar olmasa da, hep karışık olarak bugüne kadar gelen Mısır’da 25 Ocak 2011’de başlayan, halkı mevcut yönetime karşı seferber olmaya çağıran sokak gösterileri, protestolar hala devam etmektedir. ‘Arap Baharı’ olarak adlandırılan gösteriler ve isyanların, polis şiddeti, olağanüstü hâl, işsizlik, asgari ücretleri azaltma isteği, barınma eksikliği, yiyecek sıkıntısı, yolsuzluklar, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve kötü hayat koşulları üzerine başladığı biliniyor. Mısır’da ekmekler hep elle yapılır. Makine kullanımı yok denecek kadar azdır. Dil, dîn, kültür olarak biraz karışık da olsa gül gibi geçinen bu halk, ekmekleri gibi hizaya getirilmek istendi. Acaba bu ‘Arap Baharı’ denen olay da dışarıdan bir elle yapılmış olabilir mi? Tunus Ekmeği 1956 yılında bağımsızlığına kavuşan Tunus halkı o günden bugüne hep diktatör devlet adamlarının elinde kaldı. İlk olarak Burgiba, sonrasında da Zeynelabidin Bin Ali. En sonunda isyan eden halk 2010 yılında başlayıp 2011’de biten olaylar zinciri ile Zeynelabidin Bin Ali’yi ülkeden kaçmak zorunda bırakmıştır. ‘Arap Baharı’ nın başlangıç yeri olarak bu ülke gösterilir.
Tunus nüfusu, ülkenin yerlileri olan Berberîlerle Arapların karışımından ortaya çıkmıştır. Ülkede çok eskiden İspanya’dan göç eden Yahudi azınlığı mevcuttur. Bağımsızlıktan sonra giderek azalan Fransızlar 60.000 civarındadır. Tunus’ta Türk asıllı aileler mevcut olup, Türk soylu olmak burada iftihar vesilesidir. Karışık halk yapısı ekmeklerine de yansımıştır.
Fransızlar, sömürge yıllarında ilk iş olarak, Tunus’un ekmek kültürüne el atarak ‘baget’ ekmeğini empoze etmiştir ülke halkına. Sanırım sömürgeciliğe alet olmuş ilk ekmek çeşididir ‘baget’. Tunus’un şu an en popüler ekmeğidir. El-Ghanai ve El-Taboona geleneksel çeşitler olup bagetle mücadele etmektedir.
Libya Ekmeği (Ftat) Akdeniz’in kıyısında, bir Kuzey Afrika ülkesidir. Ülkenin adı olan ‘Libya’, eski Mısırlıların Nil’in batısında yaşayan Berberiler için kullandıkları Lebu sözcüğünden gelmektedir. Sözcük eski Yunancaya ‘Libya’ olarak geçmiştir. Uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu egemenliğinde olan Libya, daha sonra İtalya, ve en son Fransa-İngiltere egemenliğine geçmiştir. BM sayesinde 1951’de Libya bağımsızlığını kazandı ve Birleşmiş Milletler aracılığıyla bağımsızlığa kavuşan ilk ülke oldu. İtalya’nın bu ülkedeki varlığı 1911-1948 yılları arasındaydı ve tam bir sömürgecilik örneği olan bu yönetimde elbette ekmek de kullanıldı ve şu an İtalyan ‘Tortilla’ dediğimiz ekmeğe çok benzeyen ‘Ftat’ ekmeğini bu halka adeta benimsettiler. Libya’da bulunan diğer bir ekmek çeşidi ise, bizim tandır ekmeğimize benzeyen ortası delik büyük pide şeklinde ekmeklerdir. Büyük ve kalın çember şeklindeki bu ekmekler sanki bize BM, Fransa ve İngiltere önderliğindeki orduların 2011 yılında ‘Arap Baharı’ adı altında, ülkeyi büyük ve sağlam bir şekilde abluka altına almasını hatırlatıyor. Ekmekten al haberi!
Suriye Ekmeği (Pita) Suriye, Ortadoğu’nun kalbi durumunda bir mevkiye sahiptir. Toprakları üzerinden çeşitli medeniyet ve kültürlerin geçtiği ve pek çok istilaların, hadiselerin meydana geldiği, önemli bir yerdir. 16. yüzyılın başından 20. asrın başına kadar Osmanlı hâkimiyetinde kalan Suriye, 1920’de Fransa’nın mandasına girdi. Fransa’nın idaresine girmesiyle Osmanlı devrindeki huzur ve müreffeh hayatın yerini, anarşi ve sefalet aldı. 1945’te Birleşmiş Milletlere katıldı. Sovyetler Birliği ile yakın münasebete girince, idare Rusya’ya yanaştı. 1958’de Mısır ile Birleşik Arap Cumhuriyeti adıyla birleşti. Birleşme uzun sürmeyip, 1961’de ayrıldı.1967 Arap-İsrail Harbinde Arap ülkelerinden ve Sovyet Rusya’dan yardım aldı. 1991’de Irak’ı, işgal ettiği Kuveyt topraklarından çıkarmak için başlatılan harekatta Çok Uluslu Müttefik Kuvvetlerin yanında yer aldı. Baas Partisi’nin Rusya ile yakın münasebeti, ülke içinde ve dışında hep çatışmaya sebep olmaktadır. Şimdilerde de ‘Arap baharı’ nın etkisiyle halkı ayaklanan Suriye’de, harp ve anarşi yıllardır bitmek bilmiyor. Bu bilgileri neden mi verdim? Tarihi boyunca hep birilerinin idaresi altında yaşayan Suriyelilerin bu yaşama şekilleri ekmeklerine bile yansımış. Suriye’nin meşhur ‘Pita’ ekmeği pişerken çok kabarır ve neredeyse balon gibi şişer. Daha sonra ise içini boşaltarak söner ve pide gibi olur. Her devrin güçlü devletlerine yanaşarak kendini kalkındırmaya çalışan Suriye; görüyoruz ki tarih boyunca kendini kalkındırmaktan ziyade kendini kandırmış. ,
Tüm bu ülkelerle tek ortak ekmeğimiz, Türkiye’de ramazan ayının gözdesi ‘pide’. Umarım tek ortak yönümüz de bu olur. K.Burak ÇALIK burakcalik@gmail.com

Ayrıca Bakınız

Ekmek Bize Küstü

Ekmek deyince hepimizin aklına gelen nedir? Un, su, tuz ve maya karışımının iyice yoğrulup fermantasyona …