|
Özet
HERGÜN
BİNLERCE FIRINCI VE PASTACININ ZİYARET ETTİĞİ SİTEMİZE
REKLAM VERMEK
İSTERMİSİNİZ
?
Aktif paketleme teknolojisinde
gıda, ambalaj materyali ve çevre atmosferi
arasındaki ilişkiye dayanan bir yaklaşım uygulanmaktadır.
Bu sistemde paketleme materyali bariyer özelliğinin yanında
oksijen ve etilenin tutulması, CO2 tutulması veya dışarı
verilmesi, nemin düzenlenmesi, antimikrobiyal paketleme,
antioksidan ve aromanın korunması özellikleri kazanmaktadır.
Gıdaların bozulmasında ürün bileşenlerinin oksidasyona
uğraması veya oksijen varlığında küfler etkendir.
Ambalajlamada oksijen tutucu bileşiklerin kullanılması
paketleme sonrası geride
kalan oksijeni tutarak, oksijene duyarlı gıdaların bozulmalarını
azaltmaktadır.
Oksijen konsantrasyonunun azaltılması demir tozu oksidasyonu,
askorbik asit
oksidasyonu, fotosensitif boya oksidasyonu, enzimatik
oksidasyon (glukoz ve alkol oksidaz), doymamış yağ asitleri
(oleik asit veya linolenik asit v.b.) gibi tekniklerinin
tek başına veya beraber kullanılması ile gerçekleştirilir.Neme
duyarlı gıdalardan olan unlu mamüllerin paketlenmesinde
atmosfer nemini engelleyici bariyerler kullanılmalıdır.
Gıdanın bulunduğu ortamdaki nem yeterince uzaklaştırılmazsa,
mamül nemi bünyesine alır veya mikrobiyal bozulması için
uygun ortam oluşturan kondensasyon meydana gelir. Kuruma
ve aşırı nem absorbsiyonu gibi olumsuzlukların önüne geçmek
ve ortam nemini istenilen oranda oluşturmak için gıda
ürünlerinin ambalajlanmasında istenilen miktarda su buharı
geçirgenliğine sahip filmler, nem çekici filmler veya
nem kontrollü torbalar ve pedler kullanılmaktadır..Gıdalardaki
istenmeyen mikroorganizmaların uzaklaştırılması için antimikrobiyal
bileşikler, gıda ambalaj malzemesinin içinde veya ambalajı
saracak şekilde tasarlanan torbaların bileşimine ilave
edilmektedir. Organik asitler ve tuzları, sülfitler, antibiyotikler,
ve alkoller. Peroksit, ozon, klorin oksit, lisozim, nisin,
EDTA gibi gaz ve bakteriosinlerde yaygın olarak gıdaların
antimikrobiyal paketlenmesinde kullanılmaktadır
Giriş
Unlu mamül denildiğinde, ya tüketime hazır yada ön işlem
uygulanmış ve
sonradan ek bazı işlemlerle tüketilebilecek duruma gelebilen
ve hububat unlarından elde edilen pişirilmiş ürünler anlaşılmaktadır.
Kek, pasta, turta, tart, yufka, çeşitli yağlı , sütlü
çörekler, börek, gofret, tuzlu ve katkı kurabiyeler, hazır
pasta atlığı, peksimet, bisküvi ve benzeri ürünler bu
gruba girerler ( Üçüncü, 2000). Bu ürünler başlıca yaş
ve kuru olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Kuru unlu mamüller;
uzun süre depolanabilir, kırılgan, gevrek, yabancı tat-koku
maddelerini çekebilen, su oranları düşük, higroskopik
yapıda olup, oksidasyona, enzimatik tepkimelere, enzimatik
olmayan esmerleşme reaksiyonlarına ve ışığa duyarlı gıdalardır
(Çizelge 1). Yaş ürünler ise; orta ve uzun süre depolanabilir,
kırılgan, tat-kokularını yitirebilir, yabancı tat-koku
çekebilen dış yüzeyleri depolama boyunca kuruyabilen,
oksidasyona enzimatik tepkimelere ve mikrobiyal değişikliklere
duyarlıdır(Benoualid ve Bassfeld, 1996).
Çizelge 1. Kuru unlu mamüllerinin temel nitelikleri
(Bernoualid ve Bassfeld, 1996)
Özelikler Ürünlerin Temel
nitelikleri
- Genel Uzun süre depolanabilirler.
- Fiziksel Kolay kırılabilirler; mekaniksel
dirençleri zayıftır.
- Duyusal Yapıları çok gevrektir; belirgin
tat-koku içerirler; kendilerine özgü tat ve kokularını
yitirebilirler ya da yabancı tat-koku
maddelerini çekebilirler ve sabunumsu, acılaşmış,
bayat nitelik alabilirler.
- Fizikokimyasal Su oranları düşüktür;
higroskopiktir; yağlı madde içerirler;oksidasyona,
enzimatik tepkimelere, enzimatik olmayanesmerleşme
tepkimelerine ve ışığa duyarlıdırlar
Gıda sanayiinde ambalaj; içine konulan gıdaların son tüketiciye
bozulmadan, en az toplam maliyetle güvenilir bir şekilde
ulaştırılmasının ve
tanıtılmasını sağlayan bir araç olarak tanımlanmaktadır
(Üçüncü, 2000). Tüketici
istekleri gıdanın ilk günkü tazeliğini koruyacak ve gıdaya
daha az korucu madde
katılımıyla raf ömrünü artırıcı metotların geliştirilmesi
yönde artmaktadır (Han,
2000). Bu doğrultuda geliştirilen paketleme metotlarından
biri olan aktif paketleme
sistemi değişen tüketici istekleri ve pazar koşulları
göz önüne alınarak geliştirilmiştir
(Floros ve Han,1997). Geleneksel paketleme metotlarında
kullanılan ambalaj
materyali sadece gıdayı dış etkenlerden belli bir miktarda
koruyan bir bariyer görevi
görmektedir. Ancak, çeşitli aktif bileşenlerin ambalaj
materyaline katılmasıyla,
ambalaja bariyer görevinin yanında diğer bazı fonksiyonlarda
katmaktadır. Aktif
paketleme gıdaların raf ömrünü ürünün besleyicilik değerini
koruyarak güvenli bir
şekilde uzatmak amacıyla geliştirilmiş bir metottur (Labuza
ve Breene, 1989). Aktif
paketleme teknolojisinde gıda, ambalaj materyali ve çevre
atmosferi arasındaki
ilişkiye dayanan bir yaklaşım uygulanmaktadır. Bu sistemde
paketleme materyali
bariyer özelliğinin yanında oksijen ve etilenin tutulması,
CO2 tutulması veya dışarı
verilmesi, nemin düzenlenmesi, antimikrobiyal paketleme,
antioksidan ve aromanın
korunması özellikleri kazanmaktadır ( Vermeiren ve ark.,
1999).
Çizelge 2. Yaş unlu
mamüllerinin temel nitelikleri (Bernoualid ve Bassfeld,
1996)
Özelikler Ürünlerin Temel
nitelikleri
- Genel Orta ve uzun süre depolanabilirler.
- Fiziksel Kırılgandırlar; mekaniksel
dirençleri zayıftır.
- Duyusal Yumuşak ve kremsi yapıya
sahiptirler; tat ve kokuları belirgindir; tat- kokularını
yitirebilirler veya yabancı tat-kokuları çekebilirler;
dış yüzeyleri kuruyabilir ve bu nedenle görünüş değişiklikleri
ortaya çıkabilir.
- Fizikokimyasal Su oranları ve su
aktiviteleri yüksektir; oksidasyona, enzimatik
tepkimelere ve mikrobiyal değişikliklere duayarlıdır.
Oksijen tutucular
Gıdaların bozulmasında ürün bileşenlerinin oksidasyona
uğraması veya
oksijen varlığında küfler etkendir. Bu bozulma etmenlerine
karşı gıdalara modifiye
atmosferde ambalajlama (MAP) veya vakum ambalajlama uygulamaları
ile
oksijenin etkisi kısmen önlenir. Bununla birlikte bu sistemlerle
oksijen tamamen
uzaklaştırılamaz ayrıca paketleme filminin yapısında bulunan
ve filmden geçen
oksijen bu tekniklerle uzaklaştırılamaz (Katz, 1998) .
Ambalajlamada oksijen tutucu
bileşiklerin kullanılması paketleme sonrası geride kalan
oksijeni tutarak, oksijene
duyarlı gıdaların bozulmalarını azaltmasının yanında,
yine oksijene duyarlı
vitaminler (A, B, C) gibi besin bileşenlerin korunması
sağlana bilinmektedir(Han,
2000). Aktif paketleme sisteminde oksijen tutulması tekniği
ile gıdanın
ambalajlandığı ortamdaki oksijenin konsantrasyonun azaltılması
için oksijen tutucu
bileşikler aracığıyla absorblanma uygulanır. Oksijen konsantrasyonunun
azaltılması
demir tozu oksidasyonu, askobik asit oksidasyonu, fotosensitif
boya oksidasyonu,
enzimatik oksidasyon (glukoz ve alkol oksidaz), doymamış
yağ asitleri (oleik asit
veya linolenik asit v.b.) gibi tekniklerinin tek başına
veya beraber kullanılması ile
gerçekleştirilir (Vermeiren ve ark., 1999).
Yaygın olarak kullanılan ticari oksijen tutucular demir
oksidasyonu
prensibine göre geliştirilmişlerdir. Bu tip oksijen tutuculardan
biri olan Ageless®
(Mitsubishi Gas Chemical Co, Japonya) etken maddesi gaz
geçirgen poşete
yerleştirilmiş demir(II) oksit olan bir sakettir( draje).
Saket 1 g demirin 300 cm3
oksijenle reaksiyona girmesine bağlı olarak, ambalaj içerisine
yerleştirildikten sonra
ambalaj ortamındaki oksijen konsantrasyonu birkaç saat
içinde %0.01 düşmektedir.
Bu teknik yardımıyla aerobik koşullarda yaşabilen mikroorganizmaların
çoğalması
azaltılmakla birlikte lipit oksidasyonu nedeniyle oluşabilecek
ransit tat oluşumu
engellenmektedir (Knorr ve Klein, 1990).
Demir oksidasyonuna bağlı
olan oksijen tutuculardan başka kullanılan diğer
bir yöntem ise askorbik asit kullanımıdır. Unlu mamüllerden
daha çok, içeceklerin
bulunduğu şişelerin kapaklarında kullanılır. Oksijen tutucu
olarak gıda ambalajlama
kullanılan diğer bir teknik olarak enzimlerdir. Glukoz
oksidaz ve alkol oksidaz
enzimlerin ambalaj filminin bir parçası veya ayrı bir
poşet içinde yerleştirilmiş
olarak kullanılmaktadır. Genellikle polipropilen (PP)
ve polietilen (PE) filmlerle
birlikte kulanılırlar. Ancak bu enzimler pH, aw, tuz içeriği,
sıcaklık gibi diğer
faktörlere çok duyarlıdır (Labuza ve Breene, 1989).
Gıda ambalajlamada çeşitli oksijen tutucuların kullanılması
ürünün bir çok
özelliğine yanısıra mikroorganizmalar üzerine de önemli
etkileri vardır. Özelikle küf
ve aerobik bakterilerin gelişmelerine karşı oldukça etkilidir.
Küflerin gelişmesinin
önlenmesi özellikle unlu mamüller için en önemli faktörlerden
biridir (Smith ve
ark., 1986). Gıdanın bulunduğu ortamın oksijen konsantrasyonunun
%0,1 veya daha
düşük olması çoğu küf için engelleyici bir faktördür.
Smith ve ark.(1986)'ın yaptığı
bir çalışmada, modifiye atmosferde paketlenmiş ve Ageless®
saket ilave edilmiş
krakerlerin bulunduğu ortamın oksijen konsantrasyonu 60
günlük çalışma boyunca
%0.05'i geçmemiş ve hiç bir küf gelişiminin olmadığını
belirtilmişltir. PP ambalajla
paketlenip Ageless® saketi ilave edilimiş ekmeklerin raf
ömrü oda sıcaklığında 5
günden 45 güne küf oluşumu saptanmadan arttığı ve ayrıca
2-3 günde küflenen
pizza altları 30° C'de küf gelişimi olmaksızın 14 gün
boyunca kaldığı Berenzon ve
Saguy (1998) tarafından saptanmıştır. Oksijen tutucular
ayrıca unlu mamüllerin
depolanması sırasında böcek istilasına karşı da etkilidir.
Bu özellik yardımıyla daha
az kimyasal koruyucu kullanılmatadır. Oksijen tutucular
tek başına veya MAP'la
birlikte kullanılmaktadır. Tek başına kullanılması MAP
makinalarına olan ihtiyacını
azaltmakta ve paketleme hızını arttırmaktadır. Bununla
birlikte ticari olarak
kullanımında ortamdaki oksijen MAP'la uzaklaştırılmakta
ve daha sonra geriye
kalan oksijen, oksijen tutucuların kullanılmasıyla uzaklaştırılmaktadır
(Vermeiren et
al,1999).
Nem tutucular
Neme duyarlı gıdalardan olan unlu mamüllerin paketlenmesinde
atmosfer
nemini engelleyici bariyerler kullanılmalıdır. Paketleme
ve dağıtım sırasında nemin
büyük kısmı paketleme materyali sayesinde engellenmektedir.
Gıdanın bulunduğu
ortamdaki nem yeterince uzaklaştırılmazsa , mamül nemi
bünyesine alır veya
mikrobiyal bozulması için uygun ortam oluşturan kondensasyon
meydana gelir
(Vermeiren et al,1999). Yüksek oranda nem bisküvi, kraker
ve kek gibi ürünlerde
yumuşama ve pörsümeye neden olmaktadır. Diğer taraftan
paketlenmiş gıdadan aşırı
derecede buharlaşma olması durumunda ise gıdanın kurumasına
veya lipit
oksidasyonuna neden olabilmektedir. Kuruma ve aşırı nem
absorbsiyonu gibi
olumsuzlukların önüne geçmek ve ortam nemini istenilen
oranda oluşturmak için
gıda ürünlerinin ambalajlanmasında istenilen miktarda
su buharı geçirgenliğine
sahip filmler, nem çekici filmler veya nem kontrollü torbalar
ve pedler
kullanılmaktadır. Nem çekici filmler unlu mamüller, peynir,
et, cips, popcorn gibi
gıdaların ambalajlanmasında büyük ölçüde kullanılmaktadır
(Labuza ve Breene,
1989).
Nem kontrolünde uygulama metotlarından en önde geleni
küf, maya ve
bakterilerin gelişmesini azaltmak amacıyla gıdalardaki
aw değerini düşürmektir.
NaCl içeren torbalarda 20°C paketlenen tomateslerin raf
ömrü yüzey küf gelişimini
geçiktirilerek 5 günden 15-17 güne uzamıştır (Vermeiren
ve ark., 1999).
Thermarite®, Toppan® ve Peaksorb® gibi ticari nem kontrolü
ambalaj
meteryallerinde iki katman arasına süperabsorbantlar yerleştirilmiştir.
Süperabsorbantlar olarak genellikle poliakristalat tuzları
ve nişasta polimerleri
kullanılmaktadır. Buhar fazında bulunan nemin kontrolü
için ise iki kat plastik
filmlerin arasına humektantlar konulmaktadır. Unlu mamüller
gibi kuru gıdalarda
nem kontrolü amacıyla silica jel, moleküler süzgeçler,
CaO, doğal kil
(montmorillonit vb.) gibi nem tutucular kullanılmaktadır.
Antimikrobiyal paketleme
Gıdalardaki istenmeyen mikroorganizmaların uzaklaştırılması
için
antimikrobiyal bileşikler, gıda ambalaj malzemesinin içinde
veya ambalajı saracak
şekilde tasarlanan torbaların bileşimine ilave edilmektedir
(Labuza ve Breene,
1989). Antimikrobiyal paketleme gıda güvenliğini sağlamak
ve gıdanın raf ömrünü
uzatmak amacıyla mikroorganizmaların lag fazını uzatarak
gelişmelerini
yavaşlatmaktadır. Gıda ambalaj malzemesine antimikrobiyal
özellik bileşimine
antimikrobiyal kimyasal veya gas emisyon/püskürtme metotlarıyla
kazandırılabilinir
(Weng ve Hotchkiss, 1992).
Kimyasal bileşikler, ambalaj malzemesinin içine antimikrobiyal
özellik
kazandırmak amacıyla katılmaktadır. Organik asitler ve
tuzları, sülfitler,
antibiyotikler, ve alkoller yaygın olarak koruyucu madde
olarak kullanılmaktadırlar
(Ladania and Dhillon, 1989). Peroksit, ozon, klorin oksit,
lisozim, nisin, EDTA gibi
gaz ve bakteriosinler de yaygın olarak gıdaların antimikrobiyal
paketlenmesinde
kullanılmaktadır (Weng ve Hotchkiss, 1993). (Çizelge 3).
Plastik filmlere ilave edilen gümüş katkılı zeolit Japonya'da
en yaygın
kullanılan antimikrobiyal ajanıdır. Gümüş iyonları metabololitik
enzimleri inhibe
eden etkili bir antimikrobiyal özelliğe sahiptirler (Brody,
2001). Han ve Floros
(1997) ise LDPE filmlere % 1 oranında katılan potasyum
sorbat kültür oratmındaki
küflerin gelişmesini önemli ölçüde azalttığını belirtmişlerdir.
Diğer ticari antimikrobiyal ajan olan Freund® (Japonya)
etanol yayıcı biri
özelliğe sahiptir. Silika içine enjekte edilmiş bir saket
olan Freund unlu mamüller,
peynir ve su ürünlerinin ambalajlanmasında yaygın olarak
kullanılmaktadır.
Silikanın içinde bulunan etanolün buharlaşmasıyla yüzeyde
bulunan küf ve
patojenlere karşı antimikrobiyal etki gösterir (Shapero
ve ark., 1978)
Sonuç ve Tartışma
Tüketici istekleri gıdanın ilk günkü tazeliğini koruyacak
şekilde, gıdaların
raf ömrünün artırılması yönünde artmaktadır. Ayrıca gıdanın
raf ömrünü artırmak
amacıyla ürünlere ilave edilen katkı maddelerine karşı
kimi tüketicilerin bazı
çekinceleri bulunmaktadır. Gıda ürünleri satışının daha
çok büyük alışveriş
merkezlerine yönelmesi, ürünlerin paketlenmesinin yasal
zorunluluk haline gelmesi
ve gıdaların muhafazasında enerji maliyetlerin hızla artmasından
dolayı gıda
ambalajlanmasında yeni teknolojilerin kullanılması için
çalışmalar yapılmaktadır.
Bunlardan biri olan aktif paketleme teknolojisi her gıdanın
kendine özgü
özelliklerine göre değişik yöntemleri uygulayan dinamik
bir sistem olduğu için
üstün bir teknoloji olarakgörülmektedir. Unlu mamüller
için en başta gelen
Hububat Ürünleri Teknolojisi Kongre ve Sergisi 3-4 Ekim
2002 Gaziantep
sorunlardan olan küf ve bakterilerin gelişip ürünü bozması
sorunu antimikrobiyal
paketleme ve oksijen tutucuları içinde barındıran paketleme
sistemi ile önlenebilir.
Özelikle nem karşı duyarlı gıdalar olan unlu mamüllerin
ortamdan aşırı nem alıp
yapısal ve görünüş değişikliklerine girmesini önlemek
veya aşırı buharlaşmadan
meydana gelen kuruma gibi sorunlar aktif paketleme sisteminin
bir parçası olan nem
tutucular yardımıyla önlenebilmektedir. Aktif paketleme
sistemi ile gıda
formülasyonuna ek bir katkı maddesi olmaksızın ürünün
raf ömrünün artrılması
mümkün olduğu için tüketici istekleri ve sağlığı açısından
uygun bir paketleme
yöntemi olduğu düşünülmektedir.
|