Ekmeğe Övgü

  • 11 Mart 2018
  • Ekmeğe Övgü için yorumlar kapalı
  • 612 kez görüntülendi.
Ekmeğe Övgü

Bir zamanlar yerde gördüğümüzde alıp öptükten sonra yüksekçe bir yere koyduğumuz ekmek, şimdi yerlerde sürünüyor! Nedeni, sağlığa zararlı olması. Ekmeği yeme de ne yersen ye. Oysa ekmek zararlı olsaydı insanlıktan eser kalmazdı…

Ekmekle ilgili uyarılar, büyük kentlerin obez insanlarına yapılmış olmalı. Yoksul hatta orta kesimde ekmek hâlâ beslenmenin en önemli parçası. Günde üç-dört ekmek yiyen aileler çoğunlukta. Çorbanın, tencere yemeklerinin ayrılmaz eşlikçisidir. Kebap, lavaşa sarmadan yenmez. Pidesiz ramazanın tadı tuzu olmaz. Tiride ekmek doğramazsan tiritliği mi kalır?

Bir başka unlu yiyecek: Kıymalısı, peynirlisi, kavurmalısıyla pide. Karadeniz’de mısır ekmeği olmadan karalahana çorbası düşünülemez.Birçok Anadolu evinde, kuru yufka olmayan mutfak hayal bile edilemez. Kuru yufka sihirli bir yiyecektir. Çorbaya da doğranır, böreği de yapılır, tatlısına da doyum olmaz. Sac üstünde yapılan bazlamanın eşlik ettiği kahvaltı, anlata anlata bitirilemez. Undan sadece ekmek yapılmaz. Bir de böreğe dönüşmüş hali vardır ki can dayanmaz. Çiböreği, gözlemesi, suböreği, tepsi böreği, Boşnak böreği, Kürt böreği, Sarıyer böreği, kolböreği… Kılıktan kılığa girip sofraların başköşesinde oturur hep.

Ekmeğe övgü
Buğday, insanlığı besleyen ilk tahıldır. İlk ekmeğin, Neolitik çağda siyez buğdayından yapıldığı söylenir.

Kutsal ikili

Bir de son zamanlarda tuz meselesi çıktı. Kafalar karışık. Kimi kaya tuzunun içindeki minerallerin sağlığa faydalı olduğunu söyledi, kimi tuzun zehir, fazlasının öldürücü olabileceğini. İnsanlar iki sav arasında kaldı.

Aslında hem ekmek hem de tuz, özellikle Batı Asya ülkelerinde hep kutsal sayıldı. Priscilla Mary Işın’ın ‘Yemeğin Kültürel Tarihi’ (Yapı Kredi Yayınları) kitabına göre Mevlana ekmeğin kutsallığı hakkında şunları söyler: “Ekmek sofrada durduğu müddetçe cansızdır. Fakat insan vücudunda neşeli bir ruh kesilir. Sofranın ortasında duran o ekmeğin can olması imkânsızdır. Fakat can, sebil suyuyla o olmayacak şeyi yapar, ekmeği ruh haline getirir.”

Bugünün lanetlenmiş tuzu da binlerce yıldır dostluk, iyilik gibi manevi anlamlar taşıdı. Işın; tuz-ekmek ikilisinin, misafire sunulacak her yemeğin simgesi olduğunu belirtir.

Homeros’un ‘İlyada’sında, tuzlu ekmeğin adak olarak sunağa konduğu anlatılır. Doğu Avrupa ülkelerinde hâlâ eve gelen konuğa, önce ekmek ve tuz sunulur.
Ortadoğu toplumlarında birine tuz ve ekmek yediren kişi, sonuna kadar saygı ve bağlılığı hak eder. Onun için ‘tuz-ekmek hakkı’nı çiğneyen kişiye, ‘tuz-ekmek haini’ denir. Babası, genç Evliya Çelebi’ye tuz-ekmek hakkında şu öğüdü verir: “Oğul, besmelesiz yemek yeme, iki kişi söyleşirken dinleme, nân-u nemek hakkını gözet, davetsiz bir yere varma.”

Bugün lanetlenmiş sınıfta yer alan buğday, insanlığı besleyen ilk tahıldır. İlk ekmeğin, Neolitik çağda siyez buğdayından yapıldığı söylenir.

Ekmek her ne kadar kutsal bir yiyecek olsa da toplumsal katmanların ayrışmasının simgesi olmaktan da kurtulamamıştır. Örneğin bugünün aksine o dönemde aşağı tabakadan halk kepekli, arpa, buğday ekmeği yerken, varlıklı kesim öğütülmüş, elekten geçirilerek kepeği alınmış undan yapılan ekmekleri yerdi.

Esmer unlu, ekşi mayalı

Ben ekmeği çok severim. Ekmeksiz bir yaşamı aklımın ucundan beri geçirmem. İkinci kutsal yiyecek tuzla aram pek iyi değildir. Ama bazı yiyecekleri onsuz yiyemem. Örneğin domatesi, salatalığı, yumurtayı, piyazı.

Ekmeğin esmer unlusu, ekşi mayalısı ve kalın kabuklusu makbulümdür. Kızartılmış, tıkır tıkır olmuş ekmeği sevmem çünkü yemeğin suyunu emmez.
Ortaokul-lise çağlarında öğle yemeklerini, yarım ekmek arası sandviçlerle geçirdiğim için, o günler aklımdan hiç çıkmaz. Arada bir fırından aldığım sıcak ekmeğin içine salam, sucuk, kaşar peyniri, turşu koydurup bir güzel karnımı doyururum.

Sıcak ekmeğin içine yağlı pastırma koyup biraz bekledikten sonra yemeyi de çok severim. Pastırmanın eriyen yağıyla lezzetlenen ekmeğin tadı aklımı başımdan alır. Bir de Fransızların baget ekmeğiyle yapılmış, bol jambonlu ve brie peynirli sandviçe bayılırım. Hele yanında bir bardak iyi şarap da varsa Michelin yıldızlı lokantada yiyeceklerime değişmem. Ramazan pidesinin ise yeri ayrıdır. Fırından aldığım pideyi tırtıklamak en büyük keyfimdir.

Anlayacağınız, ekmek karşıtlarına karşı çıkan fanatik bir ekmek yanlısıyım. Ekmek zararlı olsaydı, insanlıktan eser kalmazdı.

11 Mart 2018 Hurriyet

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/mehmet-yasin/ekmege-ovgu-40767505

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Güncel Konular
durus insanlar arasın
uzun süreli çalışacak ileride evini taşıyacak bir iş arkadaşı arıyoruz kısa süreli calışacak gurbetçi istemiyorum işmiz 1000/1200 ekmek yapıyoruz 3 kişi çalışıyoruz haftalık 500 tl veriyoruz okuyup ararsanız sevinirim işimiz bu paramız bu tşk eder iyi günler dilerim
3 katlı mustakil baca sıkıntısı yok icerde 1 adet pide fırını tas fırın dükkan şuanda boş isteyen olursa ekmek fırınıda yapabilir 1.500 tl curo cekiyor kirası 3.500tl devir ücreti 50.00tl arac takasıda olur
GÜNLÜK VEYA HAFTALIK ÖDEME YAPANLAR ARASIN.
SGK var yatakhane var yemek var yaz kış sürekli iş
SAKARYA SERDİVAN'DA KOMPLE SATILIK KURU PASTA ...
Cadde üstünde işlek yerde Fırıncı ve işletme kabiliyetli arkadaşlar için kiralık olarak verilecektir.05446990707 Elmalı /Antalya ilçesi
cift postada iceri dişari çalişmak isterim. fara sikinti olmayan arasin. saygilar.
yemek ve yatacak yer var