LOKMAN HEKİM EFSANESİ

Süleyman ÇAKIR

Yazarın şu ana kadar yazılmış 42 makalesi bulunuyor.
  • 06 Şubat 2019
  • LOKMAN HEKİM EFSANESİ için yorumlar kapalı
  • 197 kez görüntülendi.

 

İşimin gereği içinde ekmek olan her konu ilgimi çeker. Ayrıca ilgi alanlarımdan biride tarih ve tarihte gizli kalmış efsanelerdir.. Yıllar önce araştırmacı yazar bir arkadaşımla tanışmama vesilen olan ‘Lokman Hekim Efsanesini’ sizlere anlatmak istiyorum. Ben bu efsaneyi duyduğumda çok etkilenip Lokman Hekim ekmeği üretmek için çalışmalar yapmıştım. İş yoğunluğum nedeniyle askıya aldığım ‘Lokman Hekim Ekmeleri’ projemi sır gibi saklıyorum. Bir gün birçok derde deva olacak ekmeleri daha sonra sizlerle tanıştıracağım. Şimdi gelin kısaca efsaneyi öğrenelim.

Lokman Hekim, Kuran’da ve halk efsanelerinde bahsi geçen, hikmet sahibi olduğuna inanılan kişi olarak anılmaktadır. İslam’a göre peygamber olduğuna dair iddialar bulunmakla beraber İslam âlimlerinin genel görüşü peygamber olmadığı yönündedir. Kuran’da, Lokman Hekim’den Lokman Suresi’nde bahsedilir. Allah tarafından Lokman’a bitkilerle konuşabilme özelliği yönünde hikmet verildiği belirtilir.

Tarihi araştırmalar, Lokman Hekim’in ölümsüzlük iksirini bulduğunu ancak formülü kaybettiğine dair efsaneler mevcuttur. Formülü nasıl kaybettiği ise değişik kaynaklarda değişik şekillerde anlatılır. Bir efsaneye göre, içinde ölümsüzlük iksiri bulunan şişeyi köprüden geçerken düşürüp kaybetmiş, bir başka efsaneye göre ise eline yazdığı ölümsüzlük formülü yağmurda silinmiştir. Bir rivayete göre de iksir, Allah’ın emriyle Cebrail tarafından yok edilmiştir.

Lokman Hekim’in günümüze kadar gelmiş bir o kadar ilginç olan sizler için seçtiğimiz efsaneleri şu şekildedir:

Lokman, daha çocukken yetim kalır. Orada burada düşüp kalkar ve bir parça ekmeğe muhtaç olur. Bir gün Lokman bulunduğu köyün padişahı, balıkçılarını balık tutmaya gönderir. Balıkçılarını ağına su altında yaşayan güzel bir denizkızı takılır. Balıkçılar şaşkınlıkla denizkızını padişahın yanına getirirler. Ancak kız hiç konuşmaz. Kızı konuşturmak için çeşitli yollara başvururlarsa da bir sonuç alınmaz. Kızı konuşturmak için çeşitli yollara başvururlarsa da bir sonuç alınmaz. Sonunda vezirlerden biri, kızı sokak sokak, köy köy dolaştırmayı padişaha teklif eder. Öyle de yaparlar. Bir ara kız iki yerde gülmüşse de yine konuşmamış. Bu durumu padişaha haber vermişler.

Padişah kızın yanına gelerek “İki yerde gülmüşsün. Eğer bunun sebebini söylersen seni daha önceki yerine gönderirim, denizin dibinde yaşayabilirsin” demiş. Bunun üzerine kız neden güldüğünü söyler. Adamlar da onu buldukları yere bırakırlar. Suya dalan kız biraz sonra elinde bir avuç un ile su üstüne çıkar. Görürler ki un kupkurudur. Denizkızı “Bu un benden padişahınıza armağan olsun, onunla padişahınıza ekmek pişirip verin” der.

Unu padişaha getirirler. Padişah da ekmekçisine o undan ekmek yapmasını emreder. Ekmekçi unu yoğurur. Ekmekçi unu yoğurur, hamur yapar ve fırına atar. Fakat istemediği halde ekmeği yakar. Daha sonra bu ekmeği padişaha götürmekten korkar ve kendi unundan yaptığı ekmeği götürür. Kızın verdiği undan yaptığı yanmış ekmeği ise saklar. Tam bu sırada kapıda Lokman yetim diye tanınan dilenci çocuk peyda olur. Ekmekçi daha önce yaktığı ekmeği çocuğa verir. Lokman kırda ekmeği yerken etrafındaki bitkiler Ben filan hastalığa dermanımkonuşmaya başlar. Yetim Lokman, ekmeğini bitirinceye kadar bitkilerin hepsi hangi hastalığa çare olduklarını söylemişler. Bitkilerin söylediklerini hafızasına nakşeden Lokman köye döndükten sonra hekimlik etmeye başlar. Hastalarını başarılı tedavi ettiğinden “Lokman Yetim” adı “Lokman Hekim”e dönüşür.

Lokman Hekim ölüme çare bulmak için kitaplarını alarak dağlara çiçek toplamaya giderken, önüne çıkan köprünün üzerinden geçerken, Cenab-ı Hak, Cebrail’e “Lokman Hekim ölüme çare bulmak için köprünün üzerinden geçiyor. Hemen git elindeki bütün kitapları suya at” diye emreder. Cebrail hemen köprü üzerinde Lokman Hekim’in önünü keserek, “Dur nereye gidiyorsun” der. Lokman Hekim ise “Ecel derdine derman buldum, şu karşı ki dağdan çiçeklerini toplamaya gidiyorum” deyince Cebrail: “Öyleyse şu anda Cebrail nerede bulunuyor, bil bakalım?” der. Lokman Hekim cevap verir: Gökleri aradım, göklerde bulamadım. Yerleri aradım, yerlerde bulamadım. Yer ile Gök arasında su üzerinde kurulmuş bir köprü üzerinde bir insanla konuşurken buldum. Öyleyse Cebrail sensin demesi üzerine Cebrail hemen koluna vurarak Lokman Hekim’in bütün kitaplarını suya düşürmüş. Lokman Hekim’in sadece elinde birkaç yaprak kalmış. Başka bir rivayete göre Lokman Hekim’in elinde bulunan ölümsüzlük formülünü, bir balık kaparak sulara karıştırmış. Ölümsüzlük suyunu gagasında getiren bir karga ağzını açarak arpa tarlasına düşürmüş. Karganın boğazında kalan bir damla su yüzünden ömrü uzun olmuş.

Hz. Süleyman bir gün Lokman olmak sevdasına düşmüş. Adamları ona çölün ortasında bir kale tarif etmişler. Orada ancak hekimlik sırrını öğrenirsin demişler. O da kalkmış kaleye gitmiş, fakat içeride hiç kimseyi bulamamış. Nihayet bir siyah yılana rast gelmiş ve sormuş: “Lokman olmanın sırrı nedir?” Yılan da: “Şu taşı kaldır görürsün” demiş. Süleyman taşı kaldırmış, esmer ve beyaz olmak üzere iki küme un görmüş, bunları alarak dönmüş. Fırıncısına ikisinden de ayrı ayrı ekmek yapmasını söylemiş. Ekmekler pişmiş, tam o anda kapıya bir fakir gelmiş ve dilenmiş. Fırıncı bu adama acımış. Süleyman esmer ekmeği ne yapacak diye hepsini dilenciye yedirmiş, beyazları da Süleyman’a götürmüş. Biraz sonra dilenci şehirden uzaklaşmış, amma yürüdüğü yollardaki otlar dile gelmiş ve biz şu derdin devasıyız diye konuşmaya başlamışlar. Fakir, Lokman oluvermiş. Süleyman ise vaziyeti öğrenince Lokman’ı yanına almış, Ne yapalım Allah hekimliği bize kısmet etmedi demiş.

Kaynak: Ekmek Dünyası Dergisi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ